Mutluluğun Reçetesi by

Deneyimli Uzmanların Hayat İncileri

En Yaygın Psikolojik Rahatsızlıklar ve Belirtileri Nelerdir?

Elif Kalendaroğlu

Elif Kalendaroğlu

 

Psikolojik hastalıklar nelerdir? Nasıl giderilir?

Psikolojik rahatsızlıklar:

Davranışsal ve duygusal hastalık belirtilerine psikolojik hastalıklar adı verilir. Çeşitli nedenlerle kişinin düşüncesinde, ruh halinde ya da davranışlarında sorun olması halidir. Psikologlar ve psikiyatristler, testler yerine, belirtilere, semptomlara ve ortaya çıkan işlevsel bozukluklara bakarak teşhis koyarlar.

İşlevsel bozukluklar, banyo yapmak, tuvalete gitmek  ya da işe gitmek gibi belli rutin işleri yada temel günlük görevleri yerine getirememektir. Belirtiler, her objektif gözlemcinin fark edebileceği işaretlerdir, örneğin aşırı sinirlilik ya da ani ruh hali değişikliği gibi. Semptomlar mutsuzluk ya da ümitsizlik gibi hasta tarafından algılanan yada hissedilen duygulardır.

Günlük hayatta en yaygın psikolojik hastalıklar ve belirtileri hakkındaki yazımıza bir göz atalım:


Sorunlarınızı en iyi uzmanlarımıza danışın >

depresyon


 - Anksiyete:

'Sıkıntı' anlamına geliyor. Psikiyatri de bir grup hastalığın genel adıdır.

Belirtileri: terleme, titreme, çarpıntı vs. gibi bedenseldir. Başına kötü bir şey geleceğini düşünme, rezil olmaktan, komik duruma düşmekten korkma gibi düşünsel belirtileri vardır.

 

- Panik Atak:

Endişe ya da korku gibi duyguların nöbetler şeklinde ortaya çıkma durumudur. Hemen herkeste görülebilme şansı olmasına rağmen bazı kimselerde kronikleşmiştir ve ilaç tedavisi gerektirir. Başlıca belirtileri korku, kalp çarpıntısı, mide bulantısı, baş dönmesidir. Panik atak olan kimseler çoğunlukla kendilerini güvende hissettikleri bir yere gitmek isterler. Şiddetliyse titreme ve bayılma da olabilir. Sık sık panik atak yaşayan kişiler kapalı, karanlık ve gürültülü yerlerden hoşlanmaz, evlerinden başka yerde kalmamaya özen gösterir ve kapalı yerlerde hep kapıya yakın durmak isterler. 

 

- Agorafobi:  

Panik atak ahatsızlığının  kardeş rahatsızlığı diye de tabir edilir. Panik atak sorunu olan birçok insanda değişik semptomlarla görülebilmektedir. Çevrede ev, apartman vb. yapıların olmadığı açık alanlarda bulunmaktan rahatsızlık duymak, otobüs, minibüs gibi toplu taşıma araçlarında seyahat etmek, büyük kalabalık mağazaların içinde tedirginlik duymak, uzak mesafe yolculuklara çıkamamak bunlardan bir kaçıdır.

 

- Sosyal fobiler:

Başkalarının yanında rezil olacağı ya da utanç duyacağı durumlara düşeceği endişesiyle sosyal ortamlara girmekten çekinme olarak tanımlanır. En sık görülen sosyal fobi durumlar şunlardır: birisiyle tanıştırılma, konum olarak kendisinden daha yukarıda bulunan kişilerle karşılaşma, telefon etme, konuk kabul etme, bir şeyler yaparken başkaları tarafından izlenme, başkalarının kendine "takılması", tanıdıklarıyla yemek yeme, başkalarının yanında yazı yazma ve toplum önünde konuşma yapmaktır.

 

- Travma Sonrası Stres Bozukluğu:

Dünyada en sık karşılaşılan psikiyatrik tablolardan biridir. Yaşanılan kötü bir tecrübeden sonra (tecavüz, doğal afet, işkence, yoğun duygusal şiddet, saldırı, trafik kazası vs...). Kişinin duygu durumunun bozulması ile ve genellikle depresyonla ortaya çıkar. Kişi uyuyamaz, kabuslar görür ve normal yaşamına çok güç devam eder. Travma sonrası duygu durum bozukluğu ana hatlarıyla budur. 

 

- Yaygın Anksiyete Bozukluğu:

Her şeyi kontrol edersem hayatımda kötü bir şey olmasına izin vermem şeklinde bir illüzyona sahiptir. Bütün kötü olasılıkları hesaplamaya çalışır ve daha sonra bu olasılıkların esiri olurlar. Sürekli olabilecekleri düşünürler, geleceğe hapsolmuşlardır. Terapilerinde hayatın kontrol edilemezliğini kabullenmek ve yaşadıkları anda kalmak konusunda çalışılırsa kaygı düzeyleri azalır. 


Her türlü sorununuz için yanınızdayız. Hemen tıklayın >

ruh sağlığı


 

- Depresyon:

Depresyon, en az 2 hafta süren duygu durum çökmeleridir. Duygusal olarak çöken hasta karamsarlaşmaya ve zihinsel olarak (kendine zarar verme dahil) kötü düşüncelerle meşgul olmaya başlar. Vücudunda ağırlık ve yavaşlama ortaya çıktığı için, davranışları da içe kapanma yönünde değişir. Gün içindeki gelip geçici moral bozulmaları depresyon olarak adlandırılmaz.  Belirtileri: Geçmişte yaşanan travmalar, kayıplar, üzüntü ve zorlanmalar, hala devam eden sorunlar, yeni ortaya çıkmış zorlayıcı yaşam olayları, düşük eğitim düzeyi, yoksulluk da depresyona neden olabilir. 

 

- Bipolar Bozukluk:  

Enerji artışı, kolay yorulmama, aşırı neşelenme veya aşırı sinirlilik, dikkatin çabuk dağılması, uyku ihtiyacında azalma muhakeme yeteneğinde bozulma, düşüncelerde aşırı artma gibi belirtileri olan ruhi rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır.

 

- Kişilik bozuklukları:  

İnsanı sosyal ortamdan soyutlayan bozukluklardır. Bu durumlarda hasta içine kapanır veya bazı durumlarda saldırgan olabilir. Yardımcı olmaya çalışanları dinlemez. Vakit geçirmeden iyi bir hekime danışmak gerekir. Ancak tam iyileşmede doğru bir hekim seçimi kadar, hastanın iyileşme çabası önemlidir.  

 

- Yeme bozuklukları:  

Bu türdeki bozukluğa sahip kimseler örneğin sadece belli renklerdeki yiyeceklerle beslenebiliyorlar. Sadece açık renk, ten rengine yakın yiyecekler grubu; patates kızartması, makarna, peynirli pizza gibi. Çoğunlukla çocuklukta başlayan yemek seçme alışkanlığının kronikleşerek fizyolojik ve psikolojik düzeyde olumsuz etki bırakır hale gelmesidir. Biraz detaycı yaklaşırsak etrafımızda belki yeme bozukluğu seviyesine ulaşmasa da yeni olan hiçbir şeyi ağzına sokmayan, sürekli benzer şeyleri yiyen tipler olduğunu fark etmek olasıdır.

 

- Bağımlılıklar:  

Bağımlılık, hem bedensel ve ruhsal alanda ortaya çıkan klinik tablo, hem de uzantıları olan toplumsal sorunlar beraber düşünüldüğünde çağımızın en önemli sağlık sorunu olmaya aday görünüyor.  Çocuk, ergen ve genç erişkinlerde görülen madde bağımlılığı sorunu ülkemizde ve dünyada yeni karşılaştığımız bir sorun değildir. Madde kullanan ve bağımlı olanları da tedavi ve rehabilite ederek sağlığından sorumlu bireyler olmalarını sağlamak gerekir.

 

- Cinsel problemler:

Cinsel sorunların yüzde biri bedensel faktörlere dayanırken geri kalan ve neredeyse bütününü oluşturan büyük çoğunluğu bedensel değil psikolojik sebeplerden kaynaklanmaktadır. Cinsel problemlerin tedavisi mümkün olmasına rağmen çoğu kişi bu problemini yok saymaya çalışır ve tedaviden kaçınır. Sebepler bireye özgü olsa da genellikle cinsel açıdan ailevi baskı altında yetişmiş kişilerde cinsel problemler kaçınılmazdır. Cinsellikle ilgili yanlış bilgilendirilmeler, yaşanmış kötü tecrübeler de cinsel sorunlara yol açabilir.

 

 

Diğer popüler yazılarımız:

 

 


Elif Kalendaroğlu

Elif Kalendaroğlu

Aşağıdaki yazılarımızı da beğenebilirsiniz...