Mutluluğun Reçetesi by

Deneyimli Uzmanların Hayat İncileri

Başarının sırlarını Astroloğumuz Hüseyin Akdağ'dan öğrenin.

 

Başarının Sırları

Başarmak, ne kadar iyi olduğumuzdan çok, ne kadar süreçleri yönetebildiğimizle ilgilidir. Ne kadar kendimizle iletişim kurabildiğimiz, ne kadar çevremizden bize yansıyanlarda kendimizi bulabildiğimiz ve bulduklarımızı ne kadar yapmakta olduğumuz seçimlere yansıtabildiğimiz… Yaşam aslında her an daha iyi olabilmekten öte, her an olabilmek, olabildiğimizce, bu oluşu okuyabildiğimizce yolculuğun akabileceğini ve bizi tam da ihtiyaç duyduğumuz o yere götürebileceğini fark edebilmek!

 

<< Astrolog Hüseyin Akdağ ile Astolojinin Renkli Dünyasına Yola Çıkın >>

 

Bize hep bir seçim yapmamız gerektiği öğretildi; halbuki yaşam bir seçim yapma zorunluluğundan çok daha fazlası değil mi? Gündüz ve gece arasında bir seçim yapmanız gerekseydi, hangisini seçerdiniz? Peki, mevsimler arasında bir seçim yapmanız gerekseydi? Ya hep gündüz olsaydı? Işıkları söndürüp uyumanın o muhteşem tadına varabilir miydiniz, pencereden içeriye dolan Ay ve yıldızlarla? Seyre dalabilir miydiniz gökyüzünde onları? Sadece gece olsaydı? Sabah uyanmanın o hafifliği yaşanır mıydı, gün pencereden odaya süzülürken? Gün doğarken hiç doğayı seyrettiniz mi? O büyülü müziği dinlediniz mi? Doğanın sevinci çarptırdı mı yüreğinizi? Birinden vazgeçmeniz gerekir miydi? Sadece biri olsa, bu muhteşem renk tayfını deneyimlemek mümkün olabilir miydi?

 

 

Doğa bize hep anlatırdı aslında ihtiyaç duyduğumuz her şeyi… Bizler gündüzle gecenin, sıcakla soğuğun, aydınlıkla karanlığın, uzunla kısanın, erkekle kadının birleşimiydik! Birinden biri olmasa biz olmazdık ki! Başarı, iyi olmak mıydı? Başarı, kötü ile iyinin ötesinde olanı duymaktı. Orada düşmek yok değildi, orada düşen, düştüğü gibi keyifle de kalkabilirdi. Bize düştüğümüzde ağlamamız gerektiğini kim öğretti? Küçük bir çocuğu hiç gözlemlediniz mi? Bir gün metrodaydım, küçük bir kız çocuğu, oyuncağını düşürdü, onu alayım derken sağlam bir düştü, annesiyle babası birbirlerine baktılar, çocuğun aklı oyuncağındaydı, hemen kalktı ve hop, oyuncağına yapıştı, mutlu ve mağrur bir gülümsemeyle haykırdı. İçim titremişti! Bu muhteşem ışığı bizden kim aldı? Kim düşmenin kötü bir şey olduğuna ve bunun yasını tutmamız gerektiğine bizi inandırdı?

 

>> Doğum haritanız geleceğinizi söylüyor! HEMEN TIKLAYIN <<

 

 

Bitenlere ağladık, gidenlere ağladık, olanlara ağladık, olmayanlara ağladık ve zaman da uçup gitti; halbuki siz hiç kış geldiği için ağlayan bir canlı gördünüz mü doğada? Ağustos böceği şarkısını söyledi, karınca yuvasına yiyecek taşıdı. Herkes kendi işini yaptı. İkisi de mutluydu yaptıkları şeyde; çünkü bu onların doğasıydı. Ağustos böceği tembel değildi! Şarkısı onu dişisiyle buluşturur ve çiftleştikten sonra zaten kışı da görmezdi. Geriye onun şarkısı kalırdı ve yarındaki doğumu… İnsan da böyleydi. Bir şey olurdu, çok güzel olurdu! Emek isterdi sizden yemek; çünkü ekilen büyür, ilgilenilen, verimli olurdu. Yalnız büyüyen bir çocuğu düşünün! Bir de anne ve babasıyla, onu seven birileriyle birlikte büyüyen… İşte her şey böyledir. Bir çocuğu nasıl seversiniz? Her şeyiyle seversiniz, o sizin çocuğunuzdur, daha iyi bir çocuğu sizin kokunuzu taşıyan o çocuğa tercih edebilir misiniz? İşte böyle sevdiğinizde yaşamı, onunla böyle yakın bir ilişki kurabildiğinizde, her haliyle içindeki ışığı koruduğunu fark edebildiğinizde ve hatta dilini öğrenip onun, her halini, içindeki şansı fark edip fırsata dönüştürebildiğinizde, başarı size sırrını açar.

 

 

İnsan çalıştıkça yorulur sanılır; halbuki insanı en çok yoran hareketsizliktir, faydasızlıktır; zira işleyen demir ışıldar. Üretmek, insanı sağlıklı ve zinde kılar. Üreten insan, yeniye yeniyi katar ve yaşar. Yaşattıklarıyla yaşar, yaşattıklarında yaşar ve hepsinin bütünlüğünde yol alır, o yol olur. Yeter ki anlamını bulun sizi çağıranın ve ona doğru, onda olun! Orada her şey su gibi akar; çünkü sizsinizdir o ve siz, daha çok sizleşmek istersiniz! Bu değerlidir. Derinleştikçe, daha da büyür içinde bulunduğunuz an, yol aldıkça, sonsuzlaşırsınız ve yolun, yolun sonuna varmak için değil, o yolda, sonsuzluğun sırrının farkına varmak için olduğunu hatırlarsınız. Her keşfiniz bu yolculukta sizi, daha da diri tutar. Umut katar! Hiç düşmediğiniz değil, düşüşünüzden, daha güçlü uyandığınız için seversiniz bu yolu ve birgün sezgileriniz öyle güçlenir ki artık gündüz ve gece olur sadece, düşüşler ve kalkışlar… Acının yerini saf bir tutku alır, bir oyun olur her şey, siz de halinden memnun bir oyuncu, korkunun ötesi vardır artık, işte orada sever, sevilirsiniz ve yaşam sürekli konuşur ya sizinle, siz de artık onu duyabilirsiniz.

 

<< Astroloji ile Geleceğini Öğren >>

 

 

Başarı, yaşamı sevmekle başlar. Onu sevebilmenin yolu, varlığının armağanı olduğu her şeyin ve bu varlığın değerinin farkına varabilmektir. Bugün ne için kendinize teşekkür ettiniz? Ne oldu da orada, bugüne kadar farkında olmadığınız bir şeyi fark edebildiniz? Ne kadar az direndiniz? Ne kadar çabuk vazgeçebildiniz ve farklı bir yöntem geliştirerek yeni bir keşfin önünü açabildiniz? Yol, sonsuzdur ve o yolu yürümenin sonsuz yolu bulunur ki her biri bambaşka ışıklarla doludur. Bugün hangi ışık olmak isterdiniz? Bu size diğer ışıklardan vazgeçmek gibi mi geliyor? Her ışık sizdiniz ve ne zaman hangisinin daha siz olabileceğini bilemezdiniz. Sadece devam etmeliydiniz ve her an yeni bir şeyi fark etmeye açık olabilmeliydiniz. İşte başarının sırrı budur.

Sizi seviyorum,

Hüseyin Akdağ

 


Aşağıdaki yazılarımızı da beğenebilirsiniz...